1 Temmuz 2017 Cumartesi

Son Zamanlarda Aldığım Kitaplar..

Kitap almayı ve tabiki okumayı çok seviyorum. Kitap sayfalarının Reading slump dedikleri ama aslı "okuyamama durumu" olan bir sorunla başım ciddi dertte.
Sanırım şuan 5-6 kitabı birden okuyorum ve maalesef hiçbirini bitirmeye elim gitmiyor.
Aslında bunun bir sürü nedeni var.
En basiti şuan örmem gereken bir oyuncak olması. Bir iş yaparken kitap okumak biraz yorucu olabiliyor. Çünkü ben bir kitaba başladığımda bütün sorumluluklarımı unutabiliyorum. Bu durumda örgüm kalıyor ya da zamanında yetişmiyor ve ben verdiğim sözü yerine getirmemiş oluyorum.
Hal böyle olunca elime aldığım kitaplar bir köşede okunmayı bekliyor. Yani ne kitapsız durabiliyorum ne de adamakıllı alıp bitiriyorum.
Neyse gelelim aldığım kitaplara..
Aslında bu blogda bir sürü kitap alışverişi yazısı vardı ama maalesef moralimin bozuk olduğu
bir gün hepsini sildim.
Hatta diğer yazılarımı da sildim.
O zaman Bismillah diyelim..



Trendeki kız kitabını sanırım iki ay önce almıştım. Aslında olay şöyle olmuştu. Geçen yılın ortalarında Kafes isimli bir gerilim kitabı almıştım. Sonra her zaman yaptığım gibi aldığıma pişman olmuş ve bir kenara bırakmıştım. Ben çok gitgelli  birisiyim, bir anım bir anımı asla tutmaz. O an için almayı çok isterim ama alınca pişman olurum. Neyse gel zaman git zaman bu kitapla (kafes) ilgili güzel yorumlar okumaya başladım ve 'nasılsa elimde var okusam bir şey kaybetmem' deyip okudum ve çok beğendim.
Bu bir iki ay önceydi ve akabinde gerilim kitaplarına sardım.
Trendeki Kız çok ses getiren bir kitaptı ve almasam olmazdı, aldım. Aynı zamanda Kimyager de çok merak ettiğim kitaplar arasındaydı çünkü Stephenie Meyer ne yazsa okurdum nitekim okudum da.. O da harikaydı.
Velhasıl yukardaki kitapları iki üç aylık bir süreçte aldım. Üst kenarında kalp olanlar okuduklarım. Trendeki kıza yapıştırmayı unutmuşum.
Bazen okuduklarımı unutabiliyorum.;)




Aslında bu iki grup ve üçüncü gruptan iki kitap bana hediye.
Ve inanın aldığım en güzel hediye..
Daha önce bana kitap alanları saymazsak tabi..
:)
Büyük oğlumun sınıfında dört yıl sınıf anneliği yapmıştım ve sene sonunda veliler kendi aralarında para toplayıp bana D&R hediye çeki almışlar.
Çok mahcup oldum ama ondan daha fazla sevindim. Bu ömür boyu unutamayacağım ve hep saklayacağım bir hediye oldu benim için.
Hepsine tekrar teşekkürler..
Kitaplarım benim en kıymetlilerimdir..
Üzüldüğümde yüzümü güldüren,
Sevindiğimde mutluluğumu paylaştığım,
Yalnızlığıma ortak..
Arkadaş
ve biraz daha Arkadaş
ve hep ARKADAŞ..
Bazen kitaplardan çıkıp gerçek hayata dönmek can yakıcı olabiliyor.
Çünkü kitaplar hiç üzmüyor.
Tamam bazen üzebiliyor,
O zaman ben yazıyorum sonunu.
Dilediğim gibi..

İşte üst resim ve alt resim bu hediye çekiyle alındı.
Aslında çok düşündüm ne alsam diye..
Önce en çok almak istediğim kitapları alayım dedim ama sonra onları nasılsa alacağım için merak ettiğim ama öncelik vermediğim kitaplara gitti elim.
Cengiz Aytmatov'un bütün kitaplarını topluyorum. Bir tane tadımlık attım sepete.
Diğerleri de merak ettiklerim. En kısa zamanda okumayı düşünüyorum.




Ve evet Pegasuslar..
En pahalı yayınevlerinden biri, alacağım zaman iki kere düşünüyorum. Kapak, kağıt ve çeviri kalitesi güzel ama yine de o kadar parayı hak ediyor mu bilemedim.
Gerilime merak sardığım için tercihimi Pegasus yayınlarından yana yaptım.
Hepsinin harika olduğuna eminim çünkü Pegasustan okuduğum hiçbir kitap beni yanıltmadı.
En üstteki sarı kitap biraz John Green tarzıymış, o yüzden aldım.
Yazarın tarzını seviyorum ve aynı tarz kitaplar arıyorum..




Klasik kitaplarda genelde Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları ve Can yayınlarını tercih ediyorum.
Üstteki dört kitabı daha önce almıştım Sefilleri Hediye çekiyle aldım.
Sefiller benim için çok değerli bir kitap çünkü bana okumayı sevdiren kitaplardan biri.
Eskiden çook eskiden ben babamın konfeksiyonunda çalışırken radyodan sesli kitap dinliyorduk.
Aslında konfeksiyon hikayesini de anlatırdım ama o uzun..
Neyse işte her gün bölüm bölüm okuyor adam. Kitap tabi ki de Sefiller. Ben duyabilmek için makinayı susturuyorum, çalışmıyorum  falan.. Baktım olmuyor, ya duymuyorum ya kaçırıyorum bide bölüm beklemek zor. Gittim kitabını aldım. Tabi o zamanlar kitap konusunda pek bilgim yok rastgele aldım bi yayınevinden. Okudum, harikaydı.. Sonra çizgi filmini  defalarca izledim.
Benim için yeri çok ayrı.
Uzun zamandır tam metnini almayı çok istiyordum bu vesileyle almış oldum.
Genç Werther'in Acıları'ndan bahsetmeden edemiycem.
Ah be Werther tükettin beni, resmen bunalıma soktun.
:)
Çok yazdım
sanırım bu kadar yeter.
Kitapları okudukça yorumlarını yazarım.
Belki.
:)

Güncelleme: Reading slumptan çıktım.😄
Ama beni Reading slump a sokan kitaplarla. Pegasus beni ilk kez yanılttı. Her şeyin Başlangıcı evet biraz John Green tarzıydı. Daha doğrusu karakterler öyleydi ama sevemedim. Kitap çok durağandı. Günlerce elimde süründü.

Karanlık Sular da öyle.. Trendeki kızla bu kitabı aynı kişi mi yazmış. Cidden mi? 
Sevmedim. Benim aklıma takılan yerler vardı, kitap eksik kalmış, olmamış. Yazarcım otur '0'.

Sonra gelelim Antabus'a 
Çok övüldü ve evet övüldüğü kadar vardı ama çok küfürlüydü. Okurken çok rahatsız oldum fakat Leylayı sevdim. Bir ara kızsam da sevdim. 
Gazetelerin 3. Sayfa haberlerini öylece çevirip geçmeyin. Düşünün bi 'neden' diye.
Ve etrafınızdaki şiddete sessiz kalmayın. Çünkü bazı şeyler "aile içinde olur öyle" demek kadar basit değil. Aile içinde olmaz öyle şeyler, olmamalı..




Hakkımda Bilmedikleriniz..

Kitaplar konusunda biraz takıntılı olduğum doğrudur.  Hatta bu konuda fazlaca mükemmeliyetçi olduğumu farkettim ki bu çoğu zaman zorlayıcı olabiliyor.
Çok fazla kitap ayırt etmem. Hemen hemen her tarzı okurum -siyasi kitaplar hariç-.
Yine de okumaktan en bi zevk aldıklarım
 - duygu durumuma göre değişse de-
Polisiye-gerilim, fantastik ve maceradır.
Dram tarzı ağlak kitaplardan çok hoşlanırım ve bütün klasiklerden
 ( Viktor Hugo favori yazarımdır)..
Bunlara ek olarak araştırma kitaplarını çok severim. En çokta İslami kitapları..

Şimdi gelelim takıntılı olduğum durumlara
Yazar, yayınevi, kitap sırtı konusunda çok hassasım. Mesela
Bir yazarın kitabını aldıysam o yazarın diğer bütün kitaplarını aynı yayınevinden almaya çalışırım. Kitaplıkta yan yana koyduğumda sırtları belirli bir düzen içinde olmalı. Eğer o yazarın kitaplarının bir kısmı farklı bir yayınevinden çıktıysa ya da yayınevi kendi sembolünu değiştirdiyse bu benim canımı sıkar.. Bakınız şekilde görüldüğü gibi..O Ötüken yazısı gözüme batıyor.




Okumayı çok istediğim yazarların önce bütün kitaplarını toplarım ve yazılış sırasına ya da konu bütünlüğüne göre okumayı tercih ederim.
Şu sıralar Viktor Hugo dan Deniz işçileri isimli kitabı arıyorum. O olmadan Sefilleri (tekrardan) okuyamıyorum ☹️

İkinci el kitaptan hiç hoşlanmam. Aldığım kitaplara önce ben dokunmak isterim.

Kitaplarımı ödünç vermeyi sevmem ve genelde vermem.

Sipariş ettiğim kitaplarda hasar çıkarsa bu beni çok kızdırır ve bu hasar kapaktaysa daha da çok öfkelendirir.




Edebi içerikli ya da eğlencelik kitaplarımı asla çizmem fakat buna mukabil araştırma kitaplarımı çizmeden okuyamam.

Ayraç kullanırım, sayfa köşesini asla katlamam. Kitaplarımı çok fazla açmadan hatta bazen sadece 60°lik açıyla okurum.
Kapağı asla arkaya katlamam😱😨

Kitap okurken genelde ayraçla oynarım. Elim boş kalırsa eksik hissederim.

Hafif mırıltılı okurum 😳 tamamen içimden, dudaklarımı kıpırdatmadan okuyunca nefes almayı unuturum ve boğulacak gibi olurum. 🙊🙊

Aynı anda iki üç kitap başlarım, birinden sıkılırsam diğerine geçerim.

Genelde aynı yayınevlerinden alırım. Bilmediklerime pek bulaşmam. İlk tercihlerim
Türkiye iş bankası kültür yayınları
Can yayınları
Sel yayıncılık
Ötüken neşriyat
Tahlil yayınları
Beyan yayınları
Pegasus yayınları
Vs...

Kitap alacağım zaman genelde bende olan yazarların kitaplarına bakarım. Ne kadar farklı yazar o kadar raf karmaşası.

Cep boy kitaplardan hoşlanmam, ebatları farklı ölçülerde kitaplardan hoşlanmam
 - en değil boyu kastediyorum-
Bazı kitaplar aynı yazar, aynı yayınevi olmasına rağmen farklı uzunluklarda olabiliyor. Ya da bir serinin iki kitabı başka bir kitabı başka harf karakteriyle yazılmış olabiliyor.

İki kitapta aynı yazara ait ama biri ciltli diğeri karton kapak. Neden ?


Şimdi bu kitaplar aynı yayınevine ait ama ilk iki kitabın kapağı gayet sade ve güzelken üçüncü kitap neden farklı.. Hatta aynı yazarın başka yayınevinden bir kitabı daha var tam bir facia😱

Kitap seçimlerimin eleştirilmesinden hoşlanmam!  Sonuçta ben çocuk değilim değil mi,kendi tercihlerimi yapabilirim. Bu kimsenin hakkıda değil, haddi de. 😊
Özellikle " kitap okumaya vakti olmayan" insanların karşımda ahkâm kesmelerine tahammül edemem.😄

Kitaba verdiğim paraya acımam. Yinede bazı yayınevlerinin gereksiz pahalı olduğunu düşünürüm.
Mesela Pegasus..

Kitaplar kadar defterlerden de hoşlanırım. Evde binlerce defter olmasına rağmen  yine de yenilerini alırım.

Konuyla ilgisiz ama yazdan çok kışı severim.

Yeni bir hobi edindiysem tüm malzemelerinin eksiksiz olmasını isterim. Benim için acemi işi malzeme yoktur. En iyisini almadan o işe başlamam. Çünkü basit ve başlangıç malzemesi dedikleri şey ucuz ve kalitesiz olduğu için o işten zaten hayır beklemem. Yaptığım işe her zaman değer veririm ve kaliteli malzemeden asla ödün vermem.


Kitap almak bende hastalık oldu, okumasam bile almak beni mutlu eder.
Okunacak bir sürü kitabım var.
Benim için en iyi hediye kitaptır.
Bana kitap alabilirsiniz 😆😆

Kitaplarımı internetten sipariş ederim hem daha ucuz  hemde kargo bekleme heyecanı bir başka güzel oluyor. Hediye gönderen siteleri tercih ediyorum. Bir numarada tabiki Babil.com var.

Aklıma gelenler şimdilik bu kadar..